DAĞDAKİ VAAZ SERİSİ (4)
HRİSTİYAN’IN ETKİSİ- TUZ VE IŞIK
Bu çalışmamızda İsa Mesih’in Dağdaki Vaaz diye adlandırılan konuşmasından 5:13-16 ayetlerini ele alacağız.
Bu ayetlerde Hristiyanların dünyaya etkisi hakkında konuşacağız. Şimdi ayetleri yüksek sesle okuyalım, ayetleri okuduktan sonra buraya dönüp kaldığımız yerden bugünkü çalışmamızı okumaya devam edelim.
Ayetleri okuduysak şimdi ünlü Alman teolog, düşünür ve yazar Bonhoeffer’in (Bonhafer) aşağıdaki sözünü okuyarak çalışmamıza devam edebiliriz.
"Görünmezliğe kaçmak, çağrının reddedilmesidir. Kendisini saklamaya çalışan bir İsa topluluğu, artık O′nu izlemeyi bırakmıştır." (Bonhoeffer)
Bu sözle ilgili aşağıdaki soruların ilki üzerinde birlikte konuştuktan sonra diğer soruya geçin, her soru için önce soruyu cevaplandırın, sonra diğerine geçin.
Bu söz sizce ne anlama geliyor?
Bunu okuduğunuzda ne hissettiniz?
Bu söz size ağır geldiyse neden ağır gelmiş olabilir, biraz anlatır mısınız?
Bir Hristiyan olarak görünmez olmak ve saklanmaya çalışmanın yanlış tarafı sizce nedir?
O BİLDİK HRİSTİYANLAR
Aşağıda yazarı bilinmeyen ikinci yüzyıldan kalan bir mektup bulacaksınız. Bu mektubu birimiz yüksek sesle okusun.
“Hristiyanlar diğer insanlardan ülke, dil ve gelenek bakımından farklı değildir. Kendilerine ait şehirlerde yaşamazlar, farklı diyalekt kullanmazlar veya bir yaşam tarzları yoktur.
Herkes gibi evlenip çocukları oluyor, ama istenmeyen bebekleri öldürmüyorlar. Yemeklerini paylaşıyorlar ama yataklarını paylaşmıyorlar. Şu anda bedenleri var ama benliğe göre yaşamıyorlar. Günlerini dünyada geçiriyorlar ama onlar aslında göksel halktır. Bildirilen yasalara uyuyorlar ve kendi yaşamlarında yasaların ötesine geçiyorlar.
Onlar herkesi sever ama herkes onlara zulmeder. Onlar bilinmiyor ve kınanıyorlar, öldürülüyorlar ama yaşıyorlar. Yoksuldurlar ama birçok insanı zengin ediyorlar. Hiçbir şeyleri yok ama bir sürü şeye sahipler. Onurları kırılıyor ama onurları kırılarak yüceliyorlar.
İsimleri kirletiliyor ama bu yolla paklanıyorlar. Onlarla alay ediliyor, buna karşın kutsanıyorlar. Onlara kötü davranılıyor, karşılık olarak onlar herkese saygı gösteriyorlar. İyilik yaptıklarında kötülük yapmış gibi cezalandırılıyorlar. Cezalandırıldıklarında yeni bir yaşama kavuşmuş gibi coşuyorlar. Yahudilerin saldırısına uğruyor, Yunanlılar tarafından zulme ve eziyete uğruyorlar. Ancak onlardan nefret edenler bu düşmanlığın nedenini açıklayamıyor.
Kısaca söylemek gerekirse, can beden için neyse, Hristiyanlar da dünya için odur. Can bedenin her parçasına yayılmıştır. Hristiyanlar da dünyadaki bütün şehirlere. Can bedenin içindedir ama bedenden değildir. Hristiyanlar da dünyadadır ama dünyadan değildir.”
Mektubu okuduk. Şimdi aşağıdaki soruların ilkini okuyup aramızda konuştuktan sonra sırayla diğer soruya geçip konuşalım
Bu parçada sizi en çok etkileyen şeyler nelerdir?
İlk yüzyıllarda yaşayan bu Hristiyanlar o gün için insanlar üzerinde nasıl bir etki bırakmış sizce?
Bugün biz kendimiz için böyle bir etki bırakabildiğimizi söyleyebilir miyiz? Neden?
DÜNYANIN TUZU VE IŞIĞI OLAN BİZLER
İsa Mesih Ne Mutlular konuşmasından sonra her gün kullandığımız iki maddeyle Hristiyanların dünyaya olan etkisini belirtir. İsa Mesih “Dünyanın tuzu sizsiniz” ya da “Dünyanın ışığı sizsiniz” derken doğal olarak iki farklı kavram yaratır: Dünya ve biz. İkisi aynı değildir, ama tuz ve ışık dünyanın içindedir.
Dünyanın tuza ve ışığa bir etkisi yoktur ama her ikisinin kesinlikle vardır. Tuz uğruna onca savaşlar yapılmış, öyle değerli bir madenmiş. İlk okuduğumuzda özellikle tadı aklımıza gelir. İmanlılar dünyanın tuzudur, yani tadıdır.
Tuzsuz bir yemek nasıl lezzetsizse imanlıların da bu dünyadaki sorumlulukları, varlıkları dünyaya öyle tat verir, bereket verir. Tuz yiyeceklerin çürümelerine de engel olur. Yiyecekleri kurutup saklamak, uzun süre dayanmasını sağlamak amacıyla da kullanılır.
Günahın etkisinde çürüyen dünyaya bir Hristiyan’ın etkisi de aynı budur; verdiği müjde, yaşadığı yaşam, itaatkar ve sadık bir Göksel Vatandaş olarak dünyanın çürümesine izin vermemektir.
Ancak diyor İsa Mesih “tuz tadını yitirirse”... Günümüzde tuz daha iyi rafine edildiğinden dolayı tadını yitirmez ama o çağlarda tuzun içindeki yabancı maddelerin çokluğu tuzun tadını yitirmesine neden oluyordu. Tuz tadını yitirdiğinde sokaktaki tozdan farklı kalmıyordu. İşte İsa bundan ötürü bu benzetmeyi yapmıştı.
Bir imanlı dünyanın içinde olup dünyayla aynı yaşadığı zaman tuz olarak görevini yitirmiştir demek istiyor İsa Mesih. Artık tozdan bir farkı yoktur ve ne tat verebilir ne de çürümeye engel olabilir.
Dünyanın ışığı sizsiniz sözü aslında bize “Dünyanın ışığı Benim” sözünü hatırlatır. İsa Mesih kendisinin bir özelliğini bizimle paylaşır. O nasıl ki saklanmayıp dünyanın aydınlığa kavuşup kurtulması için kendini açıkça gösterdiyse, O’na iman eden bizlerden de aynı şeyi beklemektedir.
Tepeye kurulan kent ve yüksek bir çubuğun üstüne konulup odayı aydınlatan kandil nasıl gözler önündeyse, bir imanlı da yaşadığı toplumda saklanamaz. Bu yine dünyaya bir Hristiyan etkisidir. Bu aynı zamanda bir Hristiyan’ın gizli kalmaması anlamına da gelir. İlk yüzyılda bu sebepten birçok Hristiyan canlarından olmuşlar ama yine de kendilerini gizlememişler, kiliseler de çoğalıp büyümeye devam etmiş.
Tuz ve ışık (kandil) eriyen maddelerden yapılır. Etkileri ancak kendilerinden verdikçe görülür. Eğer dünyadan ayrılıp kendi içimizde yaşamaya başlarsak bu etki zayıflayacaktır, ancak dünyanın içinde kalıp da dünyaya benzer olursak da etki tamamen ortadan kalkacaktır.
İsa Mesih bizim O’na iman edenler olarak dünyaya tuz ve ışık gibi fedakâr bir yürekle O’nun insanlık için istediği doğruluk, sevgi ve merhamet gibi etkileri herkesin göreceği şekilde göstermemizi ister.
TUZ VE IŞIK MIYIZ?
İsa Mesih’in Tuz ve Işık benzetmesi kullanarak bizim imanlılar olarak yaşadığımız topluma etkimizin ne olması gerektiğini açıklar. Bu öğreti sadece o gün onları dinleyen ya da ilk kilise için uygulanması gereken şeyler değillerdir.
Bizler çevremiz, ailemiz, iş yerimiz, komşularımız, kısacası bu dünya için tuz ve ışık mıyız diye kendimize sormamız gerekiyor. Bunun için de aşağıdaki soruyu birlikte cevaplandırıp aramızda konuşalım. Dilerseniz cevaplarınızı yazabilirsiniz, böylece daha iyi hatırlayabiliriz.
Yaşadığımız toplum içinde hangi açılardan tuz ve ışık gibiyiz?
Aşağıdaki boşlukları birlikte doldurarak cevaplandıralım.
Tuz olduğumuz alanlar.................
Işık olduğumuz alanlar.................
Tuz olarak tadımızı yitirdiğimiz alanlar sizce nelerdir?...........................
Işık olarak gizlendiğimiz alanlar sizce nelerdir? ............................
UYGULAMA
Tüm bu çalışmanın bir özeti olarak İsa Mesih’in bu sözleriyle ilgili öğrendiklerinizden iki şey söyleseniz ne derdiniz?
Bu iki gerçeği kendi hayatınıza uygulamak için atabileceğiniz adımlar nelerdir?
Yapabileceklerinizi grupla paylaşır mısınız?
• Bu dersten öğrendiklerinizi kendi cümlelerinizle, kendi çiziminizle, hatta kendi şiirinizle ifade edebilirsiniz.
Resimlerin telif hakkı: Shutterstock (www.shutterstock.com) veya kamu malı.